Please leave a message.

ABD-Çin Gümrük Vergisi Dansı: Geçici Bir Ateşkes ve Geleceğe Giden Yol

2025-07-30

Stockholm'deki hava, az da olsa temizlendi. İki gün süren "yapıcı" ve "açık sözlü" görüşmelerin ardından, ABD ve Çin ticaret temsilcileri tanıdık bir sonuçla ortaya çıktılar: mevcut gümrük vergisi ateşkesinin uzatılması. Kapsamlı bir atılım olmasa da, ticaret savaşındaki bu duraklama, işletmeler için çok ihtiyaç duyulan bir nefes alma fırsatı sunuyor ve ne kadar zor olursa olsun diyaloğun devam ettiğinin bir işaretini veriyor.

Bu gelişmeleri takip edenler için haber tamamen şaşırtıcı değil. Mayıs ayında Cenevre'de kararlaştırılan mevcut 90 günlük ara, 12 Ağustos'ta sona erecekti. Uzatma olmazsa, bu yenilenen ticaret sürtüşmesinin ilk günlerini hatırlatan üç haneli gümrük vergileri ihtimali büyük bir tehdit oluşturuyordu. Mevcut oranlara göre ABD, Çin ithalatına %30 gümrük vergisi uygularken, Çin de Amerikan mallarına %10 gümrük vergisi uyguluyor; bu, yılın başlarında görülen endişe verici %145 ve %125 oranlarına kıyasla önemli bir düşüş anlamına geliyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng'in öncülüğünde gerçekleşen bu son görüşmelerde, çok çeşitli tartışmalı konular ele alındı. Gümrük vergilerinin ötesinde, görüşmelerde Çin'in İran petrolü alımları, çift kullanımlı teknolojilerin Rusya'ya transferi, endüstriyel aşırı kapasite ve hatta fentanil ile ilgili gümrük vergileri gibi hassas konular da yer aldı. Bu iç içe geçmiş konuların karmaşıklığı, hızlı ve kapsamlı bir anlaşmanın neden hâlâ ulaşılamaz olduğunu vurguluyor.

Her iki tarafın da "düzenli temas kurma" ve "hızlı iletişim kurma" vurgusu, doğrudan çatışmadan daha kontrollü, ancak yine de gergin bir ilişkiye doğru bir geçişi gösteriyor. Bu durum, ticari ilişkilerde tam bir kopmanın hem küresel ekonomik istikrara hem de kendi ulusal çıkarlarına zarar vereceğinin farkına varıldığını düşündürüyor.

Özellikle küresel tedarik zincirlerine derinden bağlı işletmeler için bu uzatılmış duraklama geçici bir rahatlama sağlıyor. Bu, şirketlerin artan gümrük vergilerinin ani şokuyla karşılaşmak yerine, bir dereceye kadar öngörülebilirlik altında faaliyetlerine devam edebilecekleri anlamına geliyor. Ancak bu bir "ateşkes", bir "barış antlaşması" değil. Altta yatan gerilimler devam ediyor ve ABD-Çin ticaretinin uzun vadeli görünümü belirsizliğini koruyor. Birçok şirket, bu süregelen belirsizlik nedeniyle Çin'e önemli uzun vadeli yatırımlar yapmaktan hala çekiniyor.

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında bu yılın sonlarına doğru bir görüşme olasılığı hâlâ gündemde olup, bazı analistler bunu gerçekten önemli ikili anlaşmalar için şart olarak görüyor. ABD yetkilileri Stockholm'de bir zirvenin açıkça görüşülmediğini belirtse de, gümrük vergisi ateşkesinin uzatılması bu tür üst düzey görüşmelerin önünü açabilir.

Sonuç olarak, Stockholm görüşmeleri, ABD-Çin ilişkisini tanımlayan diplomasi, ekonomi ve ulusal çıkarların karmaşık dansını vurguluyor. Tarife anlaşmazlığına kesin bir çözüm henüz uzak olsa da, mevcut duraklamanın uzatılması konusunda varılan anlaşma, tam bir tırmanmanın önlenebileceğine dair bir umut ışığı sunarak, her iki ekonomik devin de daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ticaret ortamına doğru, ne kadar dolambaçlı olursa olsun, bir yol izlemesine olanak tanıyor. Dünya, bu yüksek riskli tarife dansını dikkatle izliyor.

Resimde ABD ve Çin bayrakları ile "gümrük vergileri" etiketi gösterilmektedir.